www.kriminoloji.com

 

 

HIRSIZLIK

 

 

 

 

 

 

Dr. Mustafa Tören YÜCEL[1]

© www.kriminoloji.com 2002

 

 

 

Tüm zamanlar ve tüm ülke insanlarına özgü bir şey, mal/mülk, para, servet elde etmek dürtüsü legal vasıtalar elvermediğinde illegal yollardan doyuma kavuşmaktadır. Yaşam gerçekleri sanki herkesin hırsız olarak doğduğunu kanıtlamakta; profesyonel hırsızlar ile kişilik bozukluğu olan bazı kişilerin hiçbir zaman başka türlü davranmayı öğrenmediğini göstermektedir1. Her yetişkin yeterince aç kaldığında çalabilmektedir.  Aşağıda hırsızlık ve gasp suçlarına ilişkin yıllar itibariyle açılan kamu davalarına yer verilmiştir. Bu verilerin belgelediği üzere anılan suçlar özgü on üç yıllık süredeki artış hırsızlıkta % 93 ve gaspta % 81 oranında olmuştur. Kuşkusuz,  bu suçlara özgü karanlıkta kalan suç miktarı korkutucu boyuttadır2.

 

Açılan Kamu Davaları

(1987/1997/2000)

 

 

TCK Madde Grupları

1987

D

1997

D

2000

D

491-494

Hırsızlık

47660

100

90292

189

91795

193

495-502

Gasp

2443

100

3594

147

4412

181

 

 

Yaş grupları bakımından hırsızlığın diğer suçlara oranla yoğunluk gösterdiği ve 11-17 yaş grubundaki bu oran (%42.6), 18 + yaş grubundakinin 3.7 katına ulaşmaktadır.  Orandaki bu yükseklik cezaevine giren hükümlü sayısı bakımından da  varlığını korumaktadır. Buna ait verilere (1992-1997 aşağıda yer verilmiştir.

 

Cezaevine  Hırsızlık/ Gasptan Yeni Giren Hükümlülerin  Dağılımı

1992-1997

 

1992

1993

1994

1995

1996

1997

Hükümlü

 

Hükümlü

 

Hükümlü

 

Hükümlü

 

Hükümlü

 

Hükümlü

 

Suç türü

Sayısı

%

Sayısı

%

Sayısı

%

Sayısı

%

Sayısı

%

Sayısı

%

Hırsızlık

4927

9,1

4729

8,8

5208

8,6

5577

8,8

5802

9,5

6182

9,8

Gasp

771

1,4

863

1,6

878

1,4

1012

1,6

1005

1,6

1001

1,6

 

Günümüzde kolluk kayıtlarında örneği görülmemiş oranda artış kaydeden kapkaççılık türü gasp suçları metropol kent sokaklarındaki suçların önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.  Farklı tabiattaki bu suç türü girift bir sorundur.  Bu suçların nerelerde işlendiği, suçluların ve mağdurların karakteristiklerini tasvir etmek ne kadar önemli ise, bu suçların neden işlendiğini anlamak, neden bazı mağdurların seçildiğini açıklamak veya neden bazı mahallerde fazlaca suç işlendiğini açıklamakta o kadar önemlidir. Bu alanda stratejik taktikler geliştirmek üzere ayrıntılı veri toplanması ile bu verileri analiz edebilecek uzman kişilere ve bilişim olanaklarına gereksinme vardır.  Bu bağlamda geliştirilecek taktikler kolluk ve ceza adaleti kurumları ile diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde uygulamaya konulmalıdır3.

 

Hırsızın normal bir yaşama başlaması kendisi için haklı bir övünç kaynağı olamaz.  İlgi çekici olan bazı hırsızların sosyalleşmesi değil, bazı dürüst kişilerin hırsızlığa başlamasıdır.  Binlerce sürücünün karayolunda/TEM’de seyrederken bazı aptalların gereksiz yere tali yola sapmaları ve belli bir süre sonra karayoluna dönmeleri hiçte sürpriz olmayacaktır.  Sürpriz olanı kişilerin karayolundan ayrılabilecek kadar aptal olmasıdır.  Karayoluna dönüş kendileri için en doğal bir davranıştır4.

 

Aşağıda olayda bir hırsızın tanık olduğumuz duygu ve düşüncesi hiçte istisnai bir görüntü değildir:

 

“Son altı aydır yaşamımda ilk defa dürüstçe davrandım ve bunu antisosyal yaşamdan daha çok sevdim. Kendimi şimdi daha  iyi hissetmeğe başladım.  Hiç kuşkusuz, 60 milyon Türk yanlış olamaz.  Türklerin çoğu profesyonel hırsız değil, çoğunluğun yanında olmaktan dolayı çok iyiyim.”

 

Hırsızların yaşamında önemli olan husus geleceğe bakabilmeleridir.  Ne var ki, onlar geleceğe eğilmeyi, geleceği düşünmeyi hiç akıllarına getirmezler. Gelecek, kendileri için yaşamın çıplak gerçeği ile yüz yüze gelmeleri demek olduğundan hiçte iç açıcı olmayacaktır. İşte bu bağlamda bir yankesici için yaşlandığında ellerinin marifetini, zekasının keskinliğini kaybedebileceğini düşünmesi oldukça korkutucu olacaktır.  İşte bir suçlu için en etkili tretmanın belki de suçlu kişinin hayatındaki farklı evreleri fotoğraflayıp dizin halinde cezaevi koğuş duvarına asmak ve yaşamının ya cezaevinde veya kimsesizler yurdunda/sokakta ölümü ile noktalandığını göstermek olacaktır.

 

Yasalara uygunluk içinde yaşayan ekseri kişilerin en azından yasa dışı davranış sınırında bulunduğu yadsınamaz.  İşte bu kadar doğal gibi görülen hırsızlık olgusuna karşı fırsatların yaratılmaması için gerekli önlemlerin alınması; diğer bir anlatımla oltaya yem konulmaması gerekmektedir.  Bu konuda dijital alem yeni korunma olanakları sunmaktadır.  Ne var ki, hırsız için alınacak tedbirler karşısında korunmadan yoksun objelere/kişilere yönelim oluşacaktır.

 

Bu bağlamda ceza hukuku bağlamında mağdurun katılımı ve işlevsel sorumluluk kavramları değerlendirilerek sonuçların ceza hukuku dogmatiğine sokulması girişimlerine tanık olunmaktadır. Ceza hukukundaki işlevsel sorumluluk kavramı potansiyel mağdurun,kendi mağduriyetine meydan vermemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle ufak türden suçları (örneğin mağazalardan yapılan hırsızlıklar) önlemek  ve kontrol altına almak üzere aşağıdaki olasılıklar düşünülebilir:

·               Mağdur kendi mağduriyetine sebebiyet verdiğinde ceza hukukunun sağladığı korumadan yoksun bırakılabilir. “Satın alıyorum  öyleyse varım” felsefesinin egemen olduğu; herkesin tüketme hastalığı ve cazibesine kapılmasına karşın reklamla ilgi odağı olan mağazada gerekli güvenlik tedbirleri ve onun bedeli olan harcamayı yapmayan işletmeden hırsızlık yapanlara karşı ceza adaletinin müdahalesi düşünülmeyebilir.

 

·               Ceza yaptırım türü ve şiddeti seçilirken mağdurun sorumluluğu göz önüne alınabilir.

 

       Tüm sorun hırsızlık suçu işleyen çocuklara ve gençlere ceza adaleti bağlamındaki tepkisel yaklaşımdır.  A.B.D. den ithal edilen ve Almanya’da uygulanan hürriyeti bağlayıcı cezaya alternatif tedbirler/ sistem dışına kaydırma (diversion) daha ekonomik ve etkin bir yaklaşım olmaktadır. Bu yaklaşıma olanak sağlayan düzenleme 1965 tarihli Cezaların İnfazı Hakkındaki 647 sayılı kanunun 4. maddesi ile yapılmış ise de, geçen sürede uygulamanın biçimsellikten ötesinde bir içerik kazanamadığı görülmektedir.

                                                                                                     

 

 

 

 

 

 

DİPNOTLAR:

 



[1] Bu yazı Sayın Dr. Mustafa T. Yücel’in “Kriminoloji” kitabından tanıtım amacıyla alınmıştır. (Dr. Mustafa T. Yücel, Kriminoloji, Ankara, 2003, 1.Baskı, s.82 vd.) Amacımız suç konusunda çıkan kitaplardan, dergilerden, yazılardan sizleri haberdar etmek; bilgi evrenine ve Türk kriminolojisine (suç bilimine) katkıda bulunmak ve topluma faydalı olmaktır. Daha detaylı bilgi için ilgili kitaba başvurmanızı özellikle tavsiye ederiz.

1 Fetişizmin kriminolojik gösterisi hırsızlık suçunda belirgindir: Fetiş objeyi sağlama arzusu hırsızlıkta hiçte ender olmayan bir saiktır.bk. M.T. YÜCEL. Adalet Psikolojisi, Ank., 2003.

2 Yapılan araştırma sonuçlarına göre, hırsızlıkların yarısı ihbar edilmektedir.  Özetle, suç istatistikleri kuyuda ne kadar su olduğunu değil, insanların kuyudan ne kadar su çıkarmaya niyetli olduklarını saptamaya elvermektedir.  Her ikisi arasında bir ilişkinin varlığından söz edilebilirse de, bu ilişkinin çok yakın bir ilişki olduğu ileri sürülemez.  Öte yandan ihbar edilen  suçlardan faili meçhul olanların yüzde oranı oldukça yüksektir.  1996 yılı Polis verilerine göre oto hırsızlığında %86.18, hırsızlıkta %66.00’dır.

 

3 www.crimereduction.gov.uk/streetcrime , J. Smith The Nature of Personel Robbery (Home Office Research Study 254) London 2003.

4 Hollanda’nın Utrecht kentinde 45 yaşında profesyonel bir hırsız, “artık acemileştim“ diyerek, hırsızlık araçlarını polise teslim etti. Bunun nedeni olarak, son beş gün içinde hiçbir şey çalmamış olmasını gösterdi. 

 

 

 

© www.kriminoloji.com 2002

Sitemize www.kriminoloji.com, hukukcu.net, hukukcu.org veya turkhukuk.net, turkhukuk.org adreslerinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Ana sayfa