www.kriminoloji.com

 

 

 

ALMANYA GENÇLİK CEZA ADALETİ SİSTEMİNDE GENÇLİK YARDIM HİZMETLERİ

(KONFERANS)

 

 

 

 

 

 

Uzman-Pedagog Uğur TEKİN

Köln Üniversitesi Kültürlerarası Araştırmalar Birimi.

 

 

 

1.      Gençlik Ceza Hukukunda Alternatif Yaptırımlar

“Alternatif yaptırım formları” konusundaki tartışmanın amacı, hafif suçlara müdahale edilememesi ile icrai karar doğrultusunda verilen gençlik cezası arasında; ilk aşamada orta ağırlıklı suçlarda; yeni kurum dışı ya da en azından açık kısmi kurumsal tedbirlerin; hapis gibi ve/ya gençlik cezasının alt alanlarındaki kurumsal tedbirlerin yerine denenmesi ve geliştirilmesidir. Nitekim hapis veya gençlik cezasının alt alanlarındaki kurumsal tedbirler daha yüksek etiketlemeye, işleme konulan gençlik cezasının iptali riskinin bulunmasına ve bunun yanı sıra şüpheli ve başat bir şekilde para ödeme yükümlülüğünün geri çevrilmesine neden olabilmektedir.

Yeni kurum dışı tedbirler özgürlüğü kısıtlayıcı hükümleri olmayan, resmi mercilerin sapan davranışlara reaksiyonunu gösteren ve içerisinde, bireylere yükümlülük veren, kısıtlamalar getiren veya denetimi sağlayan hukuki yaptırımlardır (Kerner, 1993, s.18).

 Özgürlüğü kısıtlayıcı özelliği olmayan “kurum dışı alternatifler”in gelişiminin nedenleri çok yönlüdür. Heinz (Heinz, 1984, s.443) bunu beş gerekçe ile açıklamaktadır.

1.      Ceza sisteminin, yeniden sosyalizasyon sağladığına karşı duyulan şüphe,

2.      Yaptırım uygulamalarının değiştirilebilirliği,

3.      Ceza hukuku bakım hizmetlerindeki iş yoğunluğu ve ceza infaz kurumlarının kapasitelerini aşmış olmaları,

4.      Kurum dışı tedbirlerin özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlere göre daha uygun maliyet-fayda ilişkisi sağlama özellikleri olması,

5.      İnsancıl, sosyal devlet ve göreli temelleri olması.

 

Gençlik Ceza Adaleti Sisteminde Gençlik Yardım Hizmetleri

Son yıllarda bu gerekçeler doğrultusunda gerek bilimsel platformda gerek uygulamada yeni bir kriminolojik yaklaşım gelişmiştir. Bu yaklaşım uygulamada “diversiyon” olarak tanımlanmıştır. Diversiyonun kelime anlamı, yoldan çevirmek veya saptırmaktır. Kavram olarak Amerikan Ceza Hukukundaki tartışmalardan alınmıştır ve bir duruşmanın formsuz bir biçimde çözümlenmesi anlamını taşımaktadır. Bu kavram ile tüm reaksiyon formları; hüküm sonucunda getirilen yaptırımları kapsayan, yeni formal ve informal düzenlemeler tanımlanmaktadır.

 

2.      Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri

Adından da anlaşılacağı gibi Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri (GMYH) bir bakıma gençlik mahkemesi için gençlik yardımı hizmetleridir. Sorumlu hâkim, cezadan önce yardım hizmetlerine karar verirse, bu durum hukuka aykırılık oluşturmamaktadır.

Gençlik Yardım Hizmetlerinin spesifik temsilcisi, Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetlerinde, ilgili kanunun 1. maddesi doğrultusunda görev almaktadır.

1. Madde: Eğitim hakkına sahip olma, ebeveynlerin sorumluluğu, gençlik yardım hizmetleri.

                     (1) Her genç insanın kendi sorumluluğunu taşıyabilmek ve toplumsal bireyselliğini kazanabilmek için kendini geliştirme ve eğitim hakkı bulunmaktadır.

                     (2) Çocukların bakım ve eğitimi ebeveynlerin doğal hakkı ve yükümlülüğüdür. Ebeveynlerin bu hak ve yükümlülüklerini devlet denetler.

                     (3) Gençlik Yardım Hizmetleri kanunun birinci maddesi doğrultusunda özellikle;

1. Gençlerin bireysel ve sosyal gelişimlerini korunması, desteklenmesi; onların bu gereksinimlerinin karşılanmadığı koşulların oluşmasının engellenmesi veya yok edilmesi,

2. Ebeveynlerin ve diğer eğitsel alanda çalışanların eğitim konusunda bilgilendirilmesi ve desteklenmesi,

3. Çocuk ve gençlerin refahını etkileyerek tehlikelerden korunması,

4. Gençler ve aileleri için olumlu yaşam koşulları oluşturulması; başka bir ifade ile çocuk ve aile dostu bir çevre oluşturulması veya mevcut uygun çevrenin korunması konularında gerekli düzenlemelerin yapılması öngörülmektedir.

Kanundaki bu talep, çok sık ve güçlü koşullarda yaşayan sanık genç hakkında hâkime bilgi verilmesini gerektirmektedir. “Bir gence olumlu yaşam koşulları oluşturulması” konusundaki talep; bireysel yardım hizmetlerinden, bir çok gencin çok fazla güç koşullarda kalmasına neden olan sosyal ilişkilerinin değiştirilmesine kadar geniş bir taahhüt sunmaktadır. “Cezalandırma ile eğitim”in bu sistemin içerisinde yeri bulunmamaktadır. Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri, tüm ceza usûlü muhakemesinde gencin karşısındadır; hapis kararına yardımcı olur, hapis deneme randevusuna katılır ve mağdurun zararının tazminine veya sanık-mağdur karşılaştırma programının uygulanması için çalışır. Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri, usûl muhakemesinde gençlik hâkimine, karar sırasında göz önünde tutulması gereken eğitsel, sosyal ve önleyici tedbirler sunmaktadır.

Gençlik Mahkemesi Kanunun 38. maddesi doğrultusunda, Gençlik Mahkemesi Yardımları kapsamında gençlik büroları ve gençlik yardımı konusunda çalışan sivil toplum kuruluşları, hâkim ve genç arasında ikilemli bir konumdadırlar. Bir taraftan hâkimin onlardan beklentisi, gençlik mahkemesi yardımcısının açıklama ve bilgilendirme çalışmasını gerçekleştirerek; gence yönelik gerçekleştirilen danışma ve gözetme hizmetlerinden ve eğitsel raporlarından sürekli bilgi akışını sağlamasıdır. Diğer taraftan genç ve veli veya vasisinin beklentisi ise örneğin danışma veya gözetme sırasında ortaya çıkan bilgilerin bazı durumlarda başkalarına aktarılmamasına, dayalı hukuki yardım, destek ve güven ilişkisidir. Başka bir deyişle hukuk sistemindeki geleneksel yaklaşım içerisinde rol çatışması yaşayan gençlik mahkemesi yardımcısından, bir taraftan hâkim ve savcı ile güven ilişkisine dayalı bir ekip çalışması, diğer taraftan savcı tarafından suçlanan ve hâkim tarafından hüküm verilen gençle dayanışma içerisinde olması konusunda bir beklenti bulunmaktadır. Öte yandan bu durumun uygunluğundan bahsedilmekte; Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri yardımcısının hem hâkim hem de geçle tarafsız bir ilişkisi olduğu ve davanın yardımcı bir organı olduğu ifade edilmektedir. Gençlik bürosu, yetkilerini ve bilgilerini, hâkimin hizmetine sunmakla yükümlü değildir. Aksine gençlik bürosu tek başına dava sırasında gençlik mahkemesinin hedeflediği çalışmalara destek olmaktadır. Bu yetki, gençlik bürosunun diğer yetkileri tarafından tartışmasız bir şekilde azledilmiştir (Schlink, 1993).

Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetlerinin diğer yükümlülükleri arasında örneğin bir koruma yardımı doğrultusunda gözetme hizmeti için hazırlık yapılması; cezanın müddeti doluncaya kadar iletişim hâlimde bulunulması ve bireyin toplumsal yaşama yeniden katılımını sağlamak konusunda destek verilmesi bulunmaktadır. Hâkim tarafından düzenlenen gözetme talimatları ve sosyal hizmet çalışmaları, Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri tarafından idare edilerek “Köln Waage Derneği” tarafından; sanık-mağdur uzlaştırma programları konusunda talimatlar ise “Köln Waage Derneği” tarafından gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri sosyal alıştırma kursları Köln’deki Çalışanların Refah Birliği (Arbeiterwohlfahrt Köln) ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilmektedir. Mahkeme prosedürü bittikten sonra da Gençlik Mahkemesi Yardım Hizmetleri, bireysel olarak kişisel ve sosyal yaşam konusunda danışma ve bilgilendirme gerçekleştirmektedir (Tekin ve Jünschke, 1997, s.143).

 

3.      Diversiyon Programları

3.1. Çalışma Yükümlülüğü Getirme

Gençlik Mahkemesi Kanunu gencin (14-18 yaş) ve genç yetişkinlerin (14-21 yaş), hafif ve orta ağırlıklı işledikleri suçlarda, gençlik hâkimi tarafında verilecek tedbirler kapsamına alınmalarını öngörmektedir.

Gençlik Mahkemesi Kanunun 10. madde doğrultusundaki çalışma yükümlülüğü getirme tedbiri, karardan veya hükümden sonra gencin belirli sayıda çalışma saatini, ücretsiz olarak toplumsal bir kurumda çalışarak geçirmesidir.

Gençlik hâkimi suç ve zararın tazmini durumları için, uygun koşullar olduğu durumlarda, az sayıda da olsa duruşmanın açılmasını gerekli görmez. Burada savcının sanığa bir ihtarda bulunması veya bir çalışma yükümlülüğü getirmesi yeterlidir. Bu prosedür ile suç olayı ve resmi hukuki reaksiyon arasındaki süre azaltılmış olmaktadır. Bur durumda da masrafları olan ve masrafları bir duruşmanın gençlik mahkemesine gelmesine gelmesini önlemektedir.

Söz konusu çalışma yükümlülüğü getirme talimatı, planlı bir pedagojik gözetme hizmeti gereksinimi bulunmayan gençler için sıkça kullanılan bir yaptırım aracı hâlin gelmiştir.

Köln Die Brücke Derneği, yılda ortalama 1800 gencin toplumsal kurumlarda sosyal çalışma gerçekleştirmelerini sağlamaktadır. Bu gençlerden 400’ü savcı tarafından ve ortalama 1400’ü gençlik hâkimi tarafından Die Brücke Derneği’ne gönderilmektedir. Kurumlara yerleştirilmeden önce, gençlik ile sosyal çalışma yükümlülüğü hakkında yoğun bir bilgilendirme ve rehberlik konuşması gerçekleştirilir. Die Brücke Derneği ile birlikte yürütülen sosyal çalışmalar, yaklaşık olarak 180 farklı kurumda gerçekleştirilmektedir. Bu kurumlar arasında huzurevleri, ana okulları, gençlik merkezleri, topluluk merkezli inisiyatif grupları ve projeler bulunmaktadır.

 

3.2. Gözetme* Talimatı

Mahkeme tarafından verilen gözetme talimatı kararlarının artması, kurum dışı bireysel sosyal pedagojik gözetme hizmetlerinin, yüksek yaptırım basamaklarında sunulmaya başlanması ile ilişkilidir. Bunun gerekçesi ise reşit olma yaşının düşmesi ve bu arada eğitim haklarını kaybetmiş olan genç yetişkinlere koruma ve gözetim yardımını da içeren gençlik cezası verilmesidir.

Gençlik Mahkemesi Kanunun 10. maddesi doğrultusunda gözetme talimatının genç için anlamı 6 aydan  12 aya kadar, bir gençlik yardımı kuruluşunda görevli bir sosyal hizmet uzmanı ile yoğun bir gözetme içerisinde olmasıdır. Bu çalışma bireysel yaklaşım doğrultusunda çok çeşitli yöntemlerle; bireysel ve grup gözetme hizmetleriyle, çok çeşitli şekillerde yapılandırılmakta ve gerçekleştirilmektedir. Gözetme talimatı ile gencin kişisel ilişkileri düzenlenmeye, sorunlarının sosyal çevresi içerisinde ortaya konulmasına ve onun bir eğitim-ihtisaslaşma tedbirine dahil edilmesine çalışılmaktadır. Burada amaç gencin içerisinden bulunduğu güç yaşam koşullarının değiştirilmesi, bu doğrultuda sorumluluk bilincinin; sorunlara karşı dayanıklılığının; özerklik kazanmasının ve karar verme bilincinin verilmesidir. Bunlar sosyal alıştırma programları (eğitsel, koruyucu ve destekleyici olmak üzere) deneyim sağlayıcı ve de kişisel deneyim kazandırıcı kurslar veya alıştırma kursları olarak tanımlamaktadır.

Bireysel yardım hizmetlerindeki gözetme tedbirlerinin temelinde, gencin problem veya gereksinim durumları bulunmaktadır. Kapsamında ebeveyn-aile danışmanlığı, işe yerleştirme, iş başvurularında veya vatandaşlık işlemlerinde danışmanlık, ev arama veya küçük yaştakiler için barınma imkanı sunan kurumlar veya barınma grupları bulmak, borçlarını nizama koymak, öğretmen veya iş verenleri ile görüşmeler yapmak, derslerine yardımcı olmak vb. hizmetler bulunmaktadır.

Grup olarak gözetme hizmetlerinin metotları genel olarak davranış, konu veya problem odaklı değişmektedir. Eylem odaklı çalışmalara kısaca aksiyon etkinlikleri (örneğin motosiklet grupları, fotoğraf laboratuarı, mobilyacılık, tekne yapımı, spor ve oyunlar); projeler (örneğin kermes organizasyonu, çocuk şenlikleri, film gösterimi, oyun alanı yapımı); pedagojik yaşantı veya terapötik etkinlikler (örneğin kamplar ve dağcılık çalışmaları, yatçılık, tekne gezileri, bisiklet turları, ada kampları vb.) dahildir. Konu odaklı yöntemler, genel olarak ilginin yoğunlaştığı konuların; örneğin genç suçluluğu; yabancı düşmanlığı; okul, meslek, aile vb. problemlerin, tartışılması doğrultusunda oluşturulan konuşma grupları ile sınırlandırılabilir. Bunların terapötik içeriği de olabilir. Davranış araştırmalarında ise rol oyunlarındaki sorun tanımlayıcı model durumları aracılığıyla; yani sınırlandırılmış ve kontrol altında, kriz durumlarındaki davranışlar üzerinde çalışılan durumlarda başa çıkma becerilerini geliştirmek amaçlanmaktadır. Gözetme projeleri genelde değişik metotların kombinasyonlarını içeren bir çalışma olmaktadır. Başka bir ifadeyle hem konu veya problem odaklı tartışmalar yapılabilmekte; hem de grup veya bireysel çalışma gerçekleştirilebilmekte, çeşitli terapötik durumlar üzerinde değişik iletişim oyunları aracılığı ile çalışılabilmekte, rol ve planlama oyunları gerçekleştirilebilmekte, ayrıca grup bütünlüğünü destekleyecek çalışma veya organizasyonlar yapılabilmektedir. Ayrıca gereksinime yönelik olarak bireysel destek hizmetler; krizle başa çıkma, aile danışmanlığı veya bireysel danışmanlık gerçekleştirilebilmektedir. Sosyal alıştırma kursları, gence sosyal davranış şekillerini öğretebileceği ve uygulayabileceği bir grup çalışması çeşididir. Sosyal alıştırma kurslarının içeriği, yapısı ve organizasyonu farklılık göstermektedir. Tedbirin süresi tek bir hafta sonundan, birkaç ay boyunca hafta sonlarında birkaç defa bir araya gelme şeklinde olabilir. Gençler bu gruplarda genelde 3 ile 6 ay arasında katılım göstermektedirler. Genelde okul, iş yaşamı ve eğitim konularından yola çıkarak işsizlik, barınma koşulları, boş zaman ve karşı cinsle ilişkiler gibi problem odaklı çalışmalar gerçekleştirilmektedir.

 

4.      Sanık-Mağdur Uzlaştırma Programları

Bu programlar mağdur ve sanık için, çatışmaları taraflar arasında çözmek amacıyla tarafsız bir üçüncü kişi ile birlikte yargı dışı bir savunma ortamı yaratmaktadır. Bu programdaki sanık ve mağdurlar genelde suç olayı öncesinden birbirlerini tanımaktadırlar. Suç olayı da genelde iki taraf arasındaki tartışma sırasında oluşmuştur. Ancak daha önceden birbirlerini tanımıyorlarsa bile olay sırasında birbirleriyle çatışma yaşamışlardır. Program sırasındaki bireysel karşılaşma, taraflar arasında olay hakkında açıklama, bilgi, özür ve zararın tazminini sağlamaktadır. Bu görüşme çoğu kez mağdur ve sanığa yeni roller vermekte ve problem durumun birlikte çözümünü sağlamaktadır.

Sanık-mağdur uzlaştırma programları, düzenli olarak sorun çözme danışmanlığı ve/veya sorun konusunda arabuluculuk; zararın tazmini için bir anlaşma; zararın tazmini için sanığa görevler verme ve sanığın gayretlerinin ceza süreci içerisinde göz önünde bulundurulmasını sağlamaktadır.

Ceza hukukunda sanık-mağdur uzlaştırma programı, suçlulukla mücadelede yeni bir formdur. Çünkü programın düzenlenmesi kişiye veya suç olayına yönelik değil, tarafların özerkliğine dayalıdır. Sanık mağdur karşılaştırma programındaki soruna yönelik danışmanlık sırasında, yaklaşık 10 yıldır “arabuluculuk” (mediation) kavramı altında gelişen ve çeşitli alanlarda geliştirilen diğer aracı taslaklarla sıkı bir işbirliği bulunmaktadır. Bu çalışma formu, bireysel ve sosyal ilişkilerin nasıl etkilendiğini ve genel olarak sosyal barışa duyulan gereksinimin anlamını ortaya koymaktadır. İlişkilerin yeniden iyileştirilmesine yönelik karar taraflara aittir. Bu aşamada onlara yardımcı olmak ve sorun çözümünü gerçekleştirmek, sorun danışmanının görevidir. Sanık-mağdur uzlaştırma programının uygulanması sırasında, sorun çözme birimi, sanık ve mağdura ilişkileri yeniden iyileştirmek için gerçekleştirecekleri işbirliği koşularını, alternatifleri ve yaklaşımları aktarmaktadır. Bu durum genelde taraflarla yapılan ayrı konuşmalarda yapılandırılır. Sorun çözme birimi tarafından olasılıklar hakkında bilgi verilir ve bireysel yükümlülükler aktarılır. Sanık ve mağdurlar görüşme sonucunda oluşturulan tavsiyeleri kabul edebilir veya etmeyebilirler. Bir sorun danışmanlığı veya bir sorun çözümlenmesi, taraflara yol gösterici açıklamaları ve iletişim olan yapısal bir süreçtir. Görüşmelerin odak noktası suç olayının ve sonuçlarının değerlendirilmesi ve mağdurun zararının tazmini konusunda iyileştirmeye yönelik sanıkla yapılacak anlaşmadır. Sanıkla, mağdurun zararın tazmini konusunda yapılacak anlaşma, hiçbir şekilde suç olayı üzerinde yapılacak değerlendirmeden daha az önemli değildir. Yapılan görüşme ve değerlendirmelerden sonra taraflar, kendi çözümlerini üretebilecek noktaya gelmektedirler. Varılan sonuç yazılı hale getirilerek sabitlenir. Arabuluculuk daha sonra anlaşmaya sadık kalınıp kalınmadığını kontrol eder.

Suç olayındaki mağdurlar ceza yargılaması sürecinde genellikle şahit olarak fonksiyon göstermektedirler. Verilecek karar konusunda düşünceleri sorulmaz ve süreç hakkında kısıtlı bilgi alırlar. Mağdur konumuna geçmek çok faklı şekillerde dile getirilen ve çok önemli bir yaşam duygusudur. Bu durum mağdurun hiçbir şey yapmadan, kendini aciz bir şekilde hissetmesine neden olur. Bunun yanı sıra suç olaylarının oluşumunda, hiç de nadir olmayan durum, mağdurun önceden sanıkla yakın ilişkide bulunmuş olması sonucu suçlu duruma düşmesidir. Hukuki süreç içerisinde bu yaklaşımlar çözüm getirmekte, mağdurun iletişime dayalı hak aramasına, korku ve sıkıntıyı arkasında bırakmasına ve tamamıyla bireysel yaklaşım ile uzlaşma ve ilişkilerin yeniden iyileştirilmesi konusunda görüşlerini dile getirmesine olanak sağlanmalıdır.

Sanığın davranışlarının tutarlılığını göstermek ve aklanmak için olanağı bulunmaktadır. Her ne kadar mağdurla karşılaşmak ona korku verecek olsa da süreci cezalandırılma yönünde ele almak durumunda değildir. Aksine kendi yükümlülüklerine bakıp sorumluluklar alabilir. Öte yandan bu deneyim sanığın daha sonraki davranışlarını değiştirme konusunda bir yönlendirme yapabilmektedir. Bu sakınca göz önünde tutularak genel olarak sanık-mağdur karşılaştırma programlarının muhakeme usul süreci açık tutulmaktadır (cezanın indirilmesi ve davanın açılması gibi).

Günden güne insanların çeşitli nedenlerden kaynaklanan sorunlarına yargı dışı ve resmi olmayan süreçlerde çözdükleri görülmektedir. Sanık-mağdur uzlaştırma programları, bireylerin sorunla ilgili becerileri ve yöntemleriyle ilişkilendirilmektedir. Sanık-mağdur uzlaştırma programları, problemli bir biçimde birbirinden ayrılan kriminal ve kriminal olmayan davranışların toplumsal barış doğrultusunda çözümlenmesidir. Sorunun tarafları arasında iletişim sağlanabilen suç durumlarında da anlayış ve hoşgörü etkili olmaktadır. Bu durum ön yargıları yıkmakta ve birlikte yaşam konusunda barışçıl bir etki yaratmaktadır. Bu nedenle cezalandırmak yerine ilişkilerin yeniden iyileştirilmesini sağlamak, taraflar arasında barışın sağlanmasına katkı vermektedir.

Hukuki olarak bir sanık-mağdur uzlaşma programının yürürlüğe konulmasına, ön hazırlık duruşmasında, duruşma öncesinde veya duruşma sırasında karar verilmektedir. Ancak genelde konunun bir sorun çözme birimine getirilmesi, hazırlık duruşması sırasında savcı tarafından önerilmektedir. Arabulucular genelde sorun çözümü konusunda deneyimli veya sosyal pedagoji eğitimi almış uzmanlardır. Uzmanların tarafsız üçüncü kişi olarak bu programlardaki rolü gönüllü olarak katılım gösteren mağdur ve sanığı desteklemek, dinlemek ve programın gereklerini yerine getirmektir. Arabulucu aynı zamanda “fair trail” (üçlü ateş) olarak tanımlanabilecek iletişim sırasında, öncelikle mağdurun koruyuculuğunu sağlayarak, program kurallarının uygulanmasının garantörlüğünü gerçekleştirmektedir. Arabulucu ayrıca hukuk ilkelerini de göz önünde bulundurmalıdır (tarafsız olma, baskı oluşturmama, bireyleri kendileri hakkında bilgi vermeye zorlamama, suçlama yapmama gibi). Sanık-mağdur uzlaşma programları bilimsel olarak izlenmiş; uygunluğu ve uygulanabilirliği kriminal politika tarafından kabul edilmiştir. Sanık-mağdur uzlaşma programları, bu doğrultuda görevlendirilmiş savcılar ve hâkimler tarafından ve özellikle birçok uygulama ve vaka sonlandırma çalışması gerçekleştirmiş sanık-mağdur uzlaşma program kurumları çalışanları tarafından yürütülmektedir.

30.08.1990 tarihli Gençlik Mahkemesi Kanunu ile kanun koyucu, mevcut yaptırım sistemini 10. maddenin 1. paragrafının 7. bendi ve 45. maddenin 3. maddesi doğrultusunda tanımlanan, sanık-mağdur uzlaştırma kurumunu, mağdurla yapılacak bir uzlaşma talimatı ile genişletmiştir. Gençler yaptıkları davranışın sonuçlarını genelde ihmal edilen mağdurun zararının tazmini konusunu açık bir şekilde kavrayarak yükümlülüklerinin farkına varmalıdırlar. Sanık-mağdur uzlaşma programları eğitsel bir tedbir olarak, Adalet Bakanlığı’nın genelgesi doğrultusunda; gençlik ceza muhakemesi usulü süreci içerisinde diversion kararına hazırlık niteliği taşıyabilir.

Muhakeme usulü:

1.      Hazırlık tahkikatı sırasında polis, taraflar arasında informal bir olup olmadığını veya olasılığını ortaya koyar. Sonuç yazılı hale getirilir. Eğer sonuç olumsuz ise ve şikayetçi olunan taraf ile mağdurun tutumu konusunda polis haklı ise bir sanık-mağdur karşılaştırma programı talep edilir. Konu savcıya ve aynı zamanda gençlik bürosuna bildirilir.

2.      Eğer savcılık bir sanık-mağdur karşılaşma programının uygulanmasına karar verirse, gerekli bilgileri, gençlik bürosunun bu alandan çalışmasını gerçekleştiren kuruma aktarır.

3.      Gençlik yardım hizmetlerinin sanık-mağdur karşılaştırma programlarını uygulayan ilgili kurumu, savcılığa programın işleyişi ve sonuçları hakkında bilgi verir.

4.      Savcılık verilen bilgileri değerlendirir ve sanık-mağdur karşılaştırma programı başarılı bir biçimde sonlandırılmışsa, Gençlik Mahkemesi Kanunu 45. maddesi doğrultusunda, diğer eğitsel tedbirleri işleme sokmaz. Programın sonu olarak ayrıca şikayette bulunulan kişinin gayretleri, sanık-mağdur uzlaştırma programında da değerlendirilebilir. Bu işlemler hakkında, gençlik yardımlarının ilgili mercilerine bilgi aktarımı gerçekleştirilir.

 

3.4. Tutukevi veya Cezaevine Alternatif Projeler

Bu projeler daha çok 16-23 yaşları arasında, hapis cezası ile karşı karşıya olan veya hapsedilmiş genç insanlara yönelik olarak yapılandırılmaktadır. Temelinde, genç insanların ceza veya tutukevlerinin olumsuz koşullarından korunması bulunmaktadır. Bu projeler işsizlik, evsizlik ve hapis arasındaki kısır döngüyü kırmayı amaçlamaktadırlar. Genç insanlar temelde hâkimin tedbir kararı alması ile bu projelerden yararlanabilmektedirler. Amaç, söz konusu gençlerin yaşam, çalışma ve bireysel gelişimlerini destekleyecek yaşam koşuları oluşturulmasıdır.

Sosyal Terapötik Barınma Topluluğu: Sosyal terapötik barınma topluluğunun görevi kanunlarla ihtilaf halinde bulunan veya suç işlem riski bulunan gençlerin koordinasyonunu gerçekleştirmektir. Temelde dış nedenlerden kaynaklanan faktörler, bu gençlerin yaşantıları ve spesifik olarak bireysel problemler, onların toplumsal yaşama katılmalarını; çalışma yaşamında sosyal kabul görmelerini, kendilerine güvenmelerini ve özerk bir biçimde yaşamalarını engellemektedir.

Söz konusu olan genç insanlardır. Bunlar sosyal politika tarafından marjinal hale getirilmiş, sosyal hukuk tarafından gereksinimleri kısıtlanmamış ve toplumun ön yargıyla yaklaştığı gençlerdir. Barınma topluluklarında kalış süresi (ortalama 12-14 ay) hangi amaçlara ulaşılmak istenildiği ile ilişkilidir. Örneğin kalış süresi müvekkilin nelere ulaşmak istediği ile ilgili olabilir. 

 

3.5. Köln Şehri İstatistikleri

Diversiyon kararlarının ne sıklıkla alındığını göstermek için tablo 1’de Köln Gençlik Mahkemesi çalışmalarıyla ilgili 1998 yılı istatistikleri sunulmuştur.

Genç ve yetişkinlere yönelik ortalama 7.300 şikayetten yarısı mahkemeye yansımaktadır. 1998: 3309. Bunlardan 170’i beraat ile, 1774’ü bir hüküm ile, 1610’u Gençlik Mahkemesi Kanunun 45 ve 47. maddeleri veya Ceza Kanunun 153, 153a., ve 154. maddeleri gereğince davanın düşmesiyle sonuçlanmaktadır.

Die Brücke Derneğinin (1998) istatistiklerine göre 1558 genç ve genç yetişkin kendilerinde sosyal çalışma saatlerini doldurmuşlardır.

Köln Gençlik Mahkemesi hâkimleri özellikle gereksinim içerisindeki gençlere yönelik, yılda ortalama 50-60 gözetme tedbirini uygulamaya koymaktadırlar.

Sanık-mağdur uzlaşma programları gerçekleştiren Die Wagee Derneği 1998 yılında 173 sanık ile 130 sanık-mağdur uzlaştırma programı gerçekleştirmiştir.

 

Tablo-1 Tedbirlerin genel dağılımı:

Tedbirler

Toplam

Alman

Türk

Diğer

Gencin serbest zamanlarda tutulması

132

84

29

19

Sürekli tutulma

136

50

21

65

Tutukevi (14-15 yaş)

13

5

4

4

Tutukevi (16-17 yaş)

62

23

11

28

Tutukevindeki genç yetişkinler

132

33

44

55

Gözetim kararı ile birlikte gençlik cezası

202

99

60

43

Gözetim kararı olmadan gençlik cezası

72

32

26

14

 

 

 

Diversiyon Hakkında Eleştiri

Gerçekleştirilen diversiyon programlarının ampirik değerlendirilmesi konusundaki kısıtlılıklar veya yetersiz olanaklar; olumsuz sonuç vermiş birkaç proje veya politik yaklaşımlar bazı çekinceler yaratmaktadır. Özellikle diversiyon programlarının özgürlüğü kısıtlayıcı cezalara alternatif sunmadığı, aksine sosyal kontrol ağının genişlemesine neden olduğu ifade edilmektedir (Walter, 2000). Amerika Birleşik Devletleri’nde gençlerin, önceki dönemlerde çoğu kez bir muhakeme usul sürecinin başlatılmasını gerektiren eylemlerinin, şimdi sıklıkla diversiyon programlarına dahil edildiği; İngiltere’de kanun ile hürriyeti bağlayıcı ceza yerine, kurum dışı çalışma cezalarının getirildiği ve bunların yarısının mutlaka başarılı bittiği görülmektedir. Bunun yanı sıra diversiyon kararlarının, hürriyeti bağlayıcı ceza almayan sanıklara verilmiştir.

Gerçekten de diversiyon projelerinin başarıları, özellikle kurumsal yaptırımların kaldırılması konusundaki talebe göre sınırlı kalmaktadır.

 

(NOT: Toplantının tartışma bölümü buraya alınmamıştır.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

* Çevirenin Notu: Gözetme, “Betreuung” kelimesinin karşılığında kullanılmıştır. Koruma, savunma, bakım, iyileştirme, refakat, danışmanlık, rehberlik vb. destek hizmetlerini kapsamaktadır. Gözetim kavramı gibi daha çok kontrol ve denetime yönelik bir hizmet anlamı bulunmamaktadır.

 

KAYNAKÇA:

Guder, Petra (1997). Ohne Schloss und Riegel – eine offene Alternative auch für den Umgang mit deutschen Jugendlichen aggressiven Mehrfachtätern zwischen Jugendhilfe und Justiz? In: DVJJ-Journal, 2/1997, s.123-141.

Heinz, W. (1984). Ambulante Maßnahmen – Kriminologische Überlegungen und Ausblick. In: H. Kruy (Hg.). Ambulante Maßnahmen zwischen Hilfe und Kontrolle, Köln, s.439-594.

Kerner, Hans-Jürgen (1993). Ambulante Maßnahmen. In: Kaiser, G./Kerner, H.-J./Sack, F./Schellhoss, H. (Hg.). Kleines Kriminologisches Wörterbuch s.18-21, Heidelberg.

Knöbl, Walter (1997). Die Arbeit mit dissozialen und delinquenten männlichen Jugendlichen/ Heranwachsenden in der Sozialtherapeutischen Wohngemeinschaf. In: ZfStrVo 6/97, s.350-356.

Ludwig-Mayerhofer, W./Rzepka, D. (1998). Diversion und Täterorientierung im Jugendstrafrecht. In: MschrKrim Heft 1 1998, s.17-37.

Schlink, Bernhard (1993). Jugendgerichtshilfe zwischen Jugend –und Gerichtshilfe- Verfassungsrechtliche Bemerkungen zu § 38 JGG- In: Jugendgerichtshilfe- Quo vadis? Status und Perspektive der öffentlichen Jugendhilfe gegenüber dem Jugendgerichts; Symposium vom 2. Bis 5. Juli 1990 in Frankfurt; eine Dokumentation des Bundesministeriums der Justiz. Bonn (2. unveränd. Aufl.).

Tekin, Uğur (1996). Zur Kriminalisierung Jugendlicher ohne deutschen Pass. In: Sonderheft Nr. 1 der Forschungsstelle für interkulturelle Studien. Köln, s.43-46.

Tekin, U. / Jünschke, K. (1997). Kölner Stadtbuch Jugendkriminalität. Gegen die Kriminalisierung von Jugendlichen. Köln.

Tekin, U. / Yıldız, E. (1999). Skandalisierung allochthoner Jugendlicher durch Kriminalisierung. In: M. Ottersbach/S. Trautmann (Hg.): Integration durch soziale Kontrolle? Köln, s.95-121.

Tekin, U. / Spindler, S. (2001). Ethnisierung und Kriminalisierung als Ausgrenzungsstrategie. In: Die Brücke- Forum für antirassistische Politik und Kultur. 2001/2, s.27-32.

Theißen, Rolf: Alternativen zur Jugendstrafe. Anmerkung zu den Möglichkeiten informeller Verfahrenserledigung nach § 45, 47 JGG, in Soziale Arbeit 10/11/90

Walter, Michael (2000). Jugendkriminalität. Boorberg (2. Auflage).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NOTLAR:

NOT-1: Bu yazı II. Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu: “Yargı Öncesi ve Yargılama Süreci” (10-13 Nisan 2002) alınmış olup bu ve benzeri konularda daha fazla bilgi edinmek için ilgili sempozyumun kitabına başvurmanızı tavsiye ederiz. Amacımız suç konusunda çıkan kitaplardan, dergilerden, yazılardan sizleri haberdar etmek; bilgi evrenine ve Türk kriminolojisine (suç bilimine) katkıda bulunmak, topluma faydalı olmaktır.

 

 

 

NOT-2: Bu yazının yayınlanmasına verdikleri izin ve kriminolojiye yaptıkları bu katkı dolayısıyla Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı sayın Nevin Özgün’e çok teşekkür ederiz. Vakfa, www.tcyov.org adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

 

© www.kriminoloji.com 2002

Sitemize www.kriminoloji.com, hukukcu.net, hukukcu.org veya turkhukuk.net, turkhukuk.org adreslerinden ulaşabilirsiniz.

 

 

ANA SAYFA